Stockholm: Kahve İçmeli, Üşümeli, Hayale Kapılmalı Bir Şehir

İlkokula giderken İsveç ve Stockholm ile ilgili bir kitap okumuş ve etkisinde kalmıştım. Kitabın ismini hiç unutmamıştım; Yoksulluktan Varsıllığa İsveç. Kitabı kaybetmiştim ama içinde geçen sosyal devletin işleyişini anlatan şu cümle benim İsveç’e ve İskandinav ülkelerine olan merakımı hep canlı tutmuştu: “Bir kadın kızının geceleri yatağını ıslattığını söyleyerek, kurutmalı bir çamaşır makinesi ister. Sosyal büronun yanıtı, “Sen makineyi seç, biz parasını ödeyelim” olur. Kadın gider, pazarlanan en iyi makineyi seçer ve sosyal büro da ödemesini yapar.” Sosyal devletin çalışma stilini o zamanlar düşünüp durmuş anlayamamıştım tabi ki. Yıllar sonra kitabı elektronik ortamda buldum ve tekrar göz atma fırsatım oldu. İsveç’in sefalat, yoksulluk dolu yıllarından günümüze gelişini rakamlarla ve örneklerle özetleyen bu kitabı size de tavsiye ederim. Sefalet derken kelimenin tam anlamıyla sefaletten bahsediyorum. Kitaptan şu bölüm size ne demek istediğimi belki anlatacaktır: Kişiler çok sık yıkanmazdı. Tüm gövde yalnızca yaz ortasında ve Noel’de temizlenirdi. Bir İsveç çiftlik kızı 1860’lardaki çocukluğunun Noel yıkanmalarını şöyle anlatır. “Annem ocağın karşısına büyük bir leğen koyardı. Küçükler sıra ile leğene oturur, yıkanırdık. Bu yıkanma her yıl annem yaşadığı ve küçük olduğumuz sürece yapıldı. Noel’e temiz girmek gerekirdi. İsteyenler linkten bu kitaba ulaşabilir. 

Stockholm Gamla Stan

Stockholm Sokakları

Stockholm’e Gitmeden Öneriler 

3 günlük Stockholm seyahatimizde aklımızda kalan ilginç ve işe yarar bilgileri sizlerle paylaşmak isteriz. Öncelikle kışın gidecekseniz üşümeyi ve hatta donmayı peşinen kabul ediyorsunuz demektir. Soğuk, karlı günlerini de görmek ayrı güzel olur diyebilirsiniz ancak kış aylarında bot turlarının olmadığını hatırlatmakta fayda var. Mart ayında karsız ancak soğuk bir dönemde Stockholm’deydik ve buz tutmuş kanallarını gördük. Bu nedenle Mayıs’a kadar bir çok bot turunun yapılamadığını belirtelim.

Stockholm’de daha önce başka bir ülkede bu kadar sık denk gelmediğimiz bir durumla karşılaştık. Bir çok kafe ve restoran nakit kabul etmediklerini ve sadece kredi kartı kabul ettiklerini söyledi. Bunu daha güvenli, daha hızlı, bulduklarını ayrıca parayı her akşam bir yerden başka bir yere taşıma derdi olmadığından tercih ettiklerini öğrendik. Kredi kartı kullanmak hızlı ve rahat ancak bankaların Kron alışverişini ekstreye yansıtması aynı derecede sevindirici olmuyor 🙂

Diğer önemli nokta ise konaklama. Stockholm her şeyde olduğu gibi konaklamada da oldukça pahalı bir şehir. Biz bir çok sitede oldukça olumlu yorumlar alan Motel L’de kaldık. Şehre biraz uzak gibi dursa da hemen önünde tramvay durağının olması en büyük avantajı. Fiyatına göre oldukça güzel ve temiz bir otel. Bunun dışında Gamla Stan oldukça turistik bir bölge olup onun yerine Södermalm bölgesinde konaklayabilirsiniz. Burası hem ulaşım anlamında rahat hem de bir çok güzel kafe ve restoranın bulunduğu canlı bir bölge. Diğer bir alternatif ise Östermalm.

Gamla Stan

Gamla Stan

Bunlar dışında herkesin ama herkesin İngilizce’yi rahatlıkla konuştuğuna şahit olduk. Rastgele seçtiğimiz bir polis memuru da, metroda gişedeki memur da, çöp toplayan çalışan da çok akıcı İngilizce konuşuyor. Herhangi bir kelimede dahi tekleme yapmamalarını hayretle izledik.

Gezimiz sırasında ilginç bir anımız da oldu. Ondan da bahsetmezsek olmaz. Kraliyet Sarayı’nı dolaşırken avluda bir kalabalığın birilerini beklediğiniz fark ettik. İlk önce kalabalık arasında biz de biraz bekledik ancak gelen giden olmayınca sorup öğrendik ki prensesin doğum günüymüş. Önümüzdeki bir kadının elinde pasta tutmasının nedenini de böylece anlaşmış olduk. Halk büyük bir heyecanla prensesi bekliyordu. Küçük İsveçli kızlar, doğum günü kartları yapmış prensese vermek için sabırsızlanıyordu. Daha sonra önce askeri bir tören oldu ve ardından prenses, prens ve iki çocuğu ile meydana çıktı. Halkı selamlayıp herkesin sıraya girdiği yere gelerek tek tek tebrikleri aldı. Biz de bu sırada ömrü hayatımızda prenses görmüş olduk.

Prenses Victoria

İsveç Veliaht Prensesi Victoria

Gitmeden önce web sitesinden Stockholm Pass + Travel Card almak doğru olacaktır. Bu kartla 60’a yakın müze ve şehiriçi ulaşım bedavaya gelmiş oluyor. Stockholm Pass fiyatı en başta yüksek gelebilir ancak parasını hak ediyor gerçekten. 2017 yılı fiyatları aşağıdaki tabloda yer alıyor. Web sitelerinde bazen %10 indirim uyguluyorlar, bunları sık sık takip edip değerlendirmenizi öneririz. Seyahatimiz sırasında (Mart 2017) 1 SEK 0,4 TL’ye denk geliyordu. Güncel kura göre siz hesabınızı yaparsınız.

Stockholm Pass

2017 Stockholm Pass + Travel Card Ücretleri

Travel Card’a gerek yok metroya otobüse çaktırmadan binerim derseniz yanılıyorsunuz otobüslere ve metroya kartı okutmadan binemiyorsunuz. Bir Viyana değil 🙂

Stokholm Pass ve konaklama işini hallettikten sonra gezilecek yerlere geçebiliriz. Müze, kilise, saray gibi yerleri gezmeden önce planınızı mutlaka açılış ve kapanış saatlerini kontrol ederek yapmanızı öneririz. Müzelerin, sarayların açılış ve kapanış saatleri ve günleri birbirini tutmayabiliyor. Hepsini Stockholm Pass’in web sitesinden kontrol edebilirsiniz. Aksi bir durumda çok istediğiniz bir yeri göremeden dönme ihtimaliniz yüksek. Aşağıda gezilecek yerleri yazarken Stockholm Pass almamanız durumunda ödemeniz gereken tutarları da belirttik.

Vasa Museum (130 SEK)

İsveç’in en popüler müzesi diyebiliriz. Müzede 1628 yılında ilk seferinde batan Vasa savaş gemisinin sergilenmesinin yanısıra mürettebatın yaşamından kesitlerin yer aldığı resimler, maketler mevcut. Geminin içine giremiyorsunuz ancak 4-5 kat yukarı çıkıp geminin her tarafından fotoğraf çekmeniz mümkün. Geminin tarihi ile ilgili kendi web sitesinden Türkçe de bilgi alabilirsiniz.

Vasa Museum

Vasa Museum

Royal Palace (160 SEK)

Royal Palace, Kraliyet Sarayı’nın belli bölümlerini dolaşabileceğiniz bir müze. Viyana’daki saraylardan sonra biraz hafif kalsa da odaların ihtişamı, binanın büyüklüğü görülmeye değer. Kraliyet Ailesi’nin yemek odasından, çalışma odasına, misafir ağırladıkları 200 m2 lobiden, 300m2 yemek salonlarına kadar bir çok odayı görebilirsiniz.

Nobel Museum (120 SEK)

Nobel Müzesi’ni dolaşırken Viyana’daki Freud müzesindeki duygularımı hissettim. O müze tam bir hayal kırıklığıydı benim için. Nobel Müzesi en azından görsel açıdan bir tık üstte diyebilirim. Nobel Ödülleri’ne, fiziğe, kimyaya ilgi duymuyorsanız bu müzenin sizi sıkacağı aşikar. Ama şehrin merkezinde oluşundan ve Pass ile bedava girilebileceğinden ziyaret edilebilir.

Nordic Museum (100 SEK)

Nordik Müzesi adından da anlaşabileceği gibi Nordik yaşam tarzını ve bunun yüzyıllar içindeki değişimini somut olarak gösteren bir müze. Yüzyıllar öncesindeki ev hayatının eşyalarından neredeyse günümüz IKEA’sına kadar bir çok eşyayı görebilirsiniz. Çok büyük bir müze olup her türlü tabak, çanak, incik, boncuk, halı, kilim mevcut. Bu tarz müzeler pek ilgimi çekmediğinden fazla durmak istemedim ancak Nordik yaşam tarzını, eşyaları incelemeyi sevenler için oldukça ilgi çekici diyebilirim.

Gustav Vasa

Gustav Vasa (I.Vasa) – Nordic Müzesinin girişinde büyük bir heykeli var.

Storkyrkan (60 SEK)

Storkyrkan, İngilizce adıyla Great Church veya resmi adıyla Sankt Nikolai kilisesi, Stockholm’ün en eski binası ve aynı zamanda en eski katedrali (1306) olup kraliyet düğünlerine ev sahipliği yapmaktadır. Dışı barok tarzda olup, iç tasarımı ise Gotik-baroktur. İçeride yer alan “Saint George and the Dragon” ahşap heykeli bir orta çağ eseri olup dikkatinizi mutlaka çekecektir. Pazar günleri burada yapılan ayini isterseniz izleyebilirsiniz.

Saint George and the Dragon

Skyview (150 SEK)

Skyview şehrin güneyinde yer alan dünyanın en büyük yarım küresi. Aslında Skyview’in bulunduğu alan dev bir spor kompleksi. Ericsson Globe Arena olarak geçiyor ismi. Hemen yanında da Tele2 Arena Stadı bulunuyor. Bir çok önemli gösteriye, spor müsabakasına ev sahipliği yapmış bir mekan. Bu kürenin üstüne yavaş yavaş çıkarak şehri tepeden fotoğraflayabilirsiniz. Kürenin üstüne çıkmadan önce kısa bir tanıtım bir videosu izliyorsunuz. Burada kürenin büyüklüğünden, buz hokeyi maçlarının yapılışından, seyirci kapasitesinden vs bahsediliyor. Daha sonra belli sayıda misafirle yavaş yavaş kürenin üstüne cam bir asansörle çıkmaya başlıyorsunuz. Burada önemli nokta ise Pass ile ücretsiz giriş sadece 10-12 saatleri arasında. Eğer bu saatlere yetişemezseniz ek bir ücret ödemeniz gerekiyor.

Fotografiska (130 SEK)

Fotografiska Stockholm’de gidilmesi gereken en önemli müzelerden biri bize göre. Modern sanatı sevseniz de sevmeseniz de, fotoğrafa, sergilere ilgi duymasanız da ortamı için gitmelisiniz. Zaten Pass aldıysanız bedava. Bu müzede turistten daha çok yerlisiyle dolaşma fırsatınız olacak çünkü sergiler sık sık değişiyor. Özellikle gençlerin yoğun ilgisi vardı bizim gittiğimiz dönemde.

Fotografiska

Skansen (100 SEK)

Skansen Stockholm’e gelip mutlaka gitmeniz gereken yerlerin başında geliyor bizce. Hatta güzel bir bahar ayında ziyaret etmekte fayda. Skansen büyük bir açık hava müzesi. İsveç yaşam tarzını yüzyıllar öncesinden günümüze gelecek şekilde deneyimleme imkanınız mevcut. Çeşit çeşit evler, kiliseler, okullar, nalbur, marangoz, çiftlik kısacası aklınıza ne gelirse. Bir yanda koyunları severken diğer yanda 17.yüzyıldan kalmış bir evi gezebilirsiniz. Burayı gezmek en az yarım gününüzü alacaktır. Biz dolaşırken fokların ve baykuşların beslenme zamanına denk geldik örneğin. Alan o kadar büyük ki gezerken yorulunca tarihi bir kafede oturup kahve de içebilirsiniz.

Skansen

Skansen’den orjinal bir çiftlik evi. Sağdaki tası el ve yüz yıkamak için kullanıyorlarmış. Bir göz odada bir aile yaşıyormuş. Duvardaki fotoğraflar evde gerçekten yaşayanlar.

Aquaria Water (120 SEK)

İstanbul’da Sea Life veya Florya Akvaryum’u ziyaret edenleri tatmin etmeyecek bir akvaryum müzesi. Oldukça küçük olan müze biz ordayken hafta sonu çocuklu ailelerle dolup taşmıştı. Bölgedeki müzeleri gezerken Pass ile uğranabilecek bir yer. Pass yok ise para vermeye değecek bir yer değil.

Museum of Spirits (120 SEK)

Museum of Spirits’i bir çeşit alkol kültürü müzesi olarak düşünebiliriz. Burada votkanın nasıl yapıldığından, tarihine kadar bir çok ilginç bilgiye ulaşabilirsiniz. Ayrıca bir üst katta yer alan “Hangover Odası”nda değişik ışık ve ses altında alkollü bir insanın ortamı yaratılmaya çalışılmış. Günün belli saatlerinde rehber eşliğinden Absolut Sanat galerisini de dolaşabilirsiniz.

Invisible Exhibition – Osynlig Utställning (175 SEK)

Stockholm gezimiz sırasında yaşadığımız en sıradışı deneyim diyebiliriz. Zifiri karanlık bir ortamda, görme engelli bir rehberin eşliğinde bir saat boyunca odalar arasında dolaşıyorsunuz. Bu odalarda ev ortamından, sokaklara, bar ortamına kadar tüm gündelik yaşamı zifiri karanlıkta yaşıyorsunuz. Zifiri karanlık derken gerçekten zifiri karanlıktan bahsediyoruz. Cep telefonu, saat gibi hiçbir ışık kaynağının olmadığı, gözün belli bir süre sonra bile alışamadığı bir deneyim. Odalara girmeden önce küçük bir eğitime giriyorsunuz. Eğitimde kısa bir Braille alfabesi eğitimi alıp, karanlıkta nasıl ekip halinde ilerleyeceğinizden bahsediliyor. Kapalı mekan korkusu olanların girmesini pek tavsiye etmiyorlar. Odalarda karanlıkta dokunduğumuz cisimlerin ne olduğunu tahmin etmemiz isteniyor. Örneğin İsveç’in meşhur tahta atını dokunarak tahmin ediyorsunuz. Gezinin son bölümünde ise barda oturarak müzik dinliyor, isterseniz gerçekten bir şeyler içebiliyorsunuz. Tabi karanlıkta! Bu deneyim sırasında görme engelli insanları gerçekten daha iyi anlıyorsunuz.

Invisible Exhibition

Diğer Müzeler ve Gezilecekler Yerler

Yukarda anlattıklarımız kendi gezebildiğimiz müzeler. Siz Stockholm Pass’in sayfasından listenizi daha da uzatabilirsiniz. Belirtmekte fayda var Stockholm’de yer alan ABBA Müzesi’ne girişte Pass geçerli değil bu nedenle 195 SEK ödemeniz gerekiyor.

Her şey paralı değil tabi Stockholm’de. Bu linkte yer alan sitede ücretsiz veya ucuza yapabileceğiniz 100 şey anlatılmış. Gitmeden mutlaka ziyaret etmenizi öneririz.

Kahve ve Stockholm

Stockholm’de en dikkat çeken şeylerden biri ise kahvecilerin çok oluşuydu. Her yerde bir kahveci, herkeste kahve bardağı. Bir çok ödüllü kahveci var şehirde. Bu nedenle Starbucks’a pek uğrayan yok. Biz her yorulduğumuzda bir kahvecide oturduk dinlendik. Size önereceğimiz ilk 3 kahveci ise aşağıda. Kahveleri inanılmaz hafif ve 15-20 TL civarında. Kafeler gençlerle ve macbooklarla dolu 🙂

Johan & Nyström; güzel bir konsepte sahip, çok hafif kahveleri olan, nakit kabul edilmeyen, kurabiyelerinin birazcık pahalı olduğu (15 TL), bardak, kahve de satın alabileceğiniz güzel bir kahveci.  Erken saatte kapandığından çok geçe kalmamanız gerekiyor.

Drop Coffee; çok sade bir düzene sahip, kahve dışında sandviç de yiyebileceğiniz, kahvelerinin tabi ki hafif olduğu Mariatorget metro durağının dibinde güzel bir kahveci.

Mellqvist Café ise hamburger yediğimiz Barrels Burger’de çalışan bir garsonun “Şehrin sence en iyi kahvecisi neresi?” sorusuna verdiği cevaba güvenerek gittiğimiz bir yer. Burası aynı zamanda ufak bir bar olduğundan gittiğimiz akşam saatinde nispeten kalabalıktı. Kahveleri güzel, oldukça canlı bir yer. S:t Eriskplan metro durağında inerek kolayca ulaşabilirsiniz.

Drop Coffee

Stockholm Metrosu

Bu şehre gelince metrosunda da zaman geçirmek isteyeceksiniz. Hatta zamanınız olduğu kadar duraklarda durup metroyu dolaşın deriz. Stockholm Travel Card aldıysanız zaten bu imkanınız ücretsiz. Stockholm metrosu için dünyanın en uzun sanat galerisi de deniyor. 90’dan fazla durakta büstler, mozaikler, heykeller, gravürler, resimler var. Aşağıda birkaçının fotoğrafı mevcut. En azından en meşhurlarını ziyaret etmenizi tavsiye ederiz.

Stockholm Subway

Stockholm Metrosu

T-Centralen

Stadion

Tekniska högskolan

There are 2 comments for this article
  1. Esengül Tuncer at 2:51 pm

    Hem akıcı hem de detaylı olarak çok güzel anlatılmış,seyahate çıkarken başka kaynaklara gerek kalmıyor,
    teşekkürler.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.