İzlanda – Dünyada başka bir gezegen

İzlanda’ya gitme kararı verdiğimde çevremdeki bir çok kişiden “Nereden buldun orayı, başka yer mi yok” gibi sorularla karşılaştım. Aslında çok uzak olmamasına rağmen izole bir ada olmasından dolayı çok uzak bir ülkeymiş gibi görünüyordu. İnternette ise özellikle Türkçe kaynağın da az olmasından kaynaklanan bir bilinmezlik vardı. Çocukluktan gelen merakımı yıllar sonra giderecektim. Buzullarla, çok soğuk havayla, ilk defa göreceğim bir doğayla karşılacağımı, belki kuzey ışıklarına denk geleceğimi hayal ediyordum ancak bu kadar etkileneceğimi bilmiyordum.

Kafamda planı şekillendirdikten sonra 2 çift arkadaşımı da ikna ederek 6 kişi İzlanda’ya gitmeye karar verdik ve tam 8 ay önceden uçak biletlerini aldık.

İzlanda’ya Ulaşım ve Vize

İzlanda’ya Türkiye’den direk uçuş bulunmuyor. Bu nedenle biz de önce Norveç’e gitmeye ve oradan İzlanda’ya geçmeye karar verdik.  Önce Pegasus ile Oslo’ya gittik; 2 gün Norveç’te kaldıktan sonra Bergen üzerinden Norwegian ile Reykjavik’e geçtik. 8 ay önce aldığımız İstanbul – Oslo, Bergen – Reykjavik, Reykjavik – Oslo ve Oslo – İstanbul uçak biletlerine kişibaşı toplam 1.063 TL ödedik. (Norwegian uçaklarında ücretsiz wifi olduğunu da belirtmek isterim:)

İzlanda AB üyesi olmamasına rağmen Schengen bölgesine dahil olduğundan Schengen vizesi olanlar sorunsuzca gidebilir. Schengen vizesi olmayanlar ise Danimarka üzerinden vize alabilirler.

İzlanda’da Yaşam, Konaklama ve Araç Kiralama

İzlanda’nın toplam nüfusu 325.000 olup bu nüfusun yaklaşık200.000’i başkent Reykjavik ve civarında yaşıyor.Kilometrekareye 3 kişi düşen ülkede başkentten uzaklaştıkça yollar ıssızlaşıyor ve küçük şehirler(köy de diyebiliriz) arasında insana rastlayamıyorsunuz. Yollarda İzlanda atlarına ve bol bol koyuna rastlıyorsunuz.(Koyun sayısı ise 476.000. Lonely Planet öyle diyor)

Enerjisinin %99’unu yenilenebilir kaynaklardan karşılayan, 170 termal havuzun, 350.000 balinanın olduğu, puffin kuşlarına ev sahipliği yapan, ordusu olmayan, Avrupa ve Amerika kıtaları üzerinde yer alan bir ülke İzlanda.

"Welcome to Iceland"

“Welcome to Iceland!”

İzlanda pahalı değil aşırı pahalı bir ülke. Norveç’in pahalı olduğunu düşünürken, İzlanda’nın Norveç’i arattığını söyleyebiliriz. Euro bölgesinden kaçanlar Kron bölgesine hiç uğramamalı. Türkiye’den gelirken İzlanda Kronu bulmanın zor olduğunu bildiğimizden Norveç Kronu ile gelmeye karar verdik. Mümkün olduğunca buraya Kron ile gelinmeli, restoranlarda veya marketlerde Euro ile alışveriş yapılmamalı. Çünkü Euro ile yaptığınız her alışverişin sonunda paraüstü olarak Kron verilecek ve hesaplarınız iyice karışacaktır. 200 ISK (yaklaşık 5 TL) tuvalete, 350 ISK (yaklaşık 9 TL) pet şişe suya para verebileceğinizi unutmayın. Suyu daha sonra musluktan doldurabilirsiniz, buzul suyu olduğu için hiç sakıncası yok.

Biz 6 kişilik bir grup olduğumuzdan,  konaklamamızın da daha ucuza gelmesi için Reykjavik’te ev kiraladık ve çok çok çok memnun kaldık. Herkese A Part of Reykjavík Apartments – Bergstadarstræti öneririz. Böylece bir İzlanda evinde 3 gün de olsa yaşama fırsatımız oldu. Evin hiçbir eksiği yoktu ve 3 çift rahatlıkla kaldık. Sadece banyosu biraz küçüktü. Evin 3 gece için kişibaşı maliyeti ise 480 TL. Günlerimizin çoğu yollarda geçtiği için hem kahvaltı hem de yolda yemek için marketten alışveriş yaptık. Bu noktada nispeten uygun fiyatları olan Bonus ve Kronan süpermarketleri kritik bilgi. 🙂

Home Sweet Home

Home Sweet Home

İzlanda’ya gelen herkesin araç kiralaması tartışmasız gerekli. Havalimanı şehir merkezine 45km uzaklıkta.Golden Cirle ve Güney İzlanda turu için olmazsa olmaz. Birçok araç kiralama şirketine internetten ulaşabilirsiniz. Biz bu noktada Lotus Car Rental’ı tercih ettik. Ofisleri havalimanının dışında ve sizi karşılamaya geliyorlar. 3 gün için 9 kişilik kiraladığımız Hyundai H1’in kişibaşı maliyeti yaklaşık 285 TL. Bize beklentimizin dışında eski bir araç verdiler ama dizel olduğu için sesimizi çıkarmadık. Kiralama şirketinde çalışan çocuk İzlanda hakkında güzel önerilerde bulundu ve onun tavsiyesi sayesinde ucuza karnımızı doyuracağımız hamburgerciyi keşfettik.  Ucuz derken 50 TL’ye patates ve kolasıyla bir hamburger menüsünden bahsediyoruz. Hamborgarabúllan ucuza ve hızlıca doymak isteyenlerin tercihi olabilir.

Burger King ve McDonalds fastfood zincirleri ülkede yok sadece Subway ve Domino’s görebildik. 2009 yılında satılan son McDonalds hamburgerini şuradan canlı seyredebilirsiniz  🙂

Yola Çıkmadan Öneriler

-İzlanda için öncelikle iyi bir outdoor ayakkabası ve güzel bir mont öneriyoruz. Yağmur ve suya dayanıklı olması şart. Şelalelere yaklaştıkça ıslanacağınızı, tepelere çıktıkça rüzgardan uçacağınızı, yer yer arazi şartlarında yürüyeceğinizi unutmayın. Gidince oradan alırım diye bir düşünce aklınızın ucunda dahi olmasın.

-Yollarda uzun süre insan dahi görmeyeceğiniz için yola çıkmadan önce marketlerden sandviç, meyve, su gibi ihtiyaçlarınızı karşılamanız gerek. Akşam benzin istasyonları dahi kapalı.

-Benzini kredi kartıyla alıp, kendiniz dolduracaksınız. Nakit para sadece ön ödemeli kartı olanlarda geçerli.

-Navigasyon programı olarak Maps.me programını öneririz hem az yer kaplıyor hem de kafe restorantlara kadar hatasız gösteriyor.

-Kuzey ışıklarını görmek için havanın açık olması gerekiyor. Gezinizi planlarken dönüş saatinizin çok geçe kalmasından endişe etmeyin. Biz kuzey ışıklarını Güney İzlanda rotasından gece dönerken uçak kazası kalıntılarının olduğu yerde aniden gördük. Fotoğrafını iyi bir fotoğraf makinesi ve tripod kullanarak çekmenizi öneririz keza cep telefonuyla gece karanlığında hiçbir şey yakalayamazsınız.Kuzey ışıklarının tahmini görülme ihtimalleri Service Aurora sayfasını ziyaredip incelemenizi tavsiye ederiz. Ayrıca kelimenin tam anlamıyla gözünüzü dört açmanız gerekmektedir. Sabır da gerekli tabi ki 🙂

-İnsandan çok İzlanda atı ve koyun göreceksiniz. Koyunları sevmeye veya yaklaşmaya çalışmayın kaçacaklardır. İzlanda atları ise çok tehlikeli olmamakla birlikte tedbirli olmakta fayda var. Genelde hepsi cana yakın ve sevebileceğiniz cinsten.

-Güney İzlanda rotası uzun bir yol olduğundan zamanınız varsa 2 güne bölmenizi öneririz. Yol üstünde Vik veya Höfn’de kalarak hem yorulmazsınız hem de bu yerlerde kuzey ışıklarını gece görebilme ihtimaliniz artacaktır.

İzlanda Atları

İzlanda Atları

İzlanda Gezilecek Yerler

Golden Circle Rotası

İzlanda’nın olmazsa olmaz Golden Circle rotasına biz havalimanından aracımızı kiralar kiralamaz başladık. İlk durak Þingvellir National Park. Burada tarihin en eski parlementosu olan Althing (930) bulunuyor. 2004 yılında UNESCO Dünya Miras Listesi’ne dahil olmuş. Yalnız burayı gezerken Efes Antik Şehri gibi bir ortam hayal etmeyin. Doğal güzelliklerin ve Þingvellir Kilisesi’nin olduğu büyük bir alan.

Þingvellir National Park

Þingvellir National Park

*Buranın içersinde Information Center buluyor.Küçük bir marketin olduğunu, buradaki tuvaletlerin paralı olduğunu ve 200 ISK veya kredi kartıyla giriş yapıldığını belirtmek isteriz. Çünkü bozuk para olmayınca zor durumda kalmıştık.

Parkın içinde hem yürüyerek hem de arabayla gidebileceğiniz Öxarárfoss şelalesi bulunmakta. İzlanda seyahatinde karşılacağınız ilk şelale olduğundan en başta hayranlık uyandırabilir ancak daha sonra göreceklerinizin yanında hiçbir şey diyebiliriz.

Öxarárfoss

Öxarárfoss

*Foss kelimesinin şelale olduğunu şimdiden söyleyelim, bolca kullanacağız çünkü.

Daha sonraki durağımız Haukadalur vadisi. Burada gayzerleri görebilirsiniz. Aslında gayzer İzlandaca’dan dünyaya yayılan bir kelime olup, fışkırtmak anlamına geliyormuş. Türkçe gayzer kelimesi şuan aktif olmayan Geysir’den gelmektedir. Burada aktif olan Strokkur gayzerini izleyip, videoya çekebilirsiniz.  Yaklaşık 30 metreye 100 dereceye yakın sıcak su fırlatan Strokkur en çok ilgi çeken yerlerden biri. Havaya fışkıran sıcak su ya direk buharlaşıyor yada yere inene kadar soğuyor. Ortamdaki sülfür kokusunun yoğun olduğunu da belirtelim.

Strokkur

Strokkur

Gayzerlerden sonra sıradaki durağımız tüm haşmetiyle Gullfoss. İzlanda’nın “Altın Şelale”si. Buraya gelince doğanın gücüne hayran kalıyorsunuz. 32metreden akan suların sesine ve gücüne şahit olabilirsin. Fotoğraf çekmeye giderken sol tarafta  Sigríður Tómasdóttir’e ait bilgilendirici bir yazı var. 1920’li yıllarda yabancı yatırımcılar buraya hidroelektrik santrali yapmak için Sigríður’un babası Tomas Tomasson’dan burayı satın almak istiyor ancak babası teklifi kabul etmiyor. Yatırımcılar bunun üzerine direk hükümetle görüşerek izin almaya çalışıyor. Bunun üzerine Sigríður, Reykjavik’e kadar protesto amacıyla çıplak ayakla yürüyor, hatta kendini şelaleye atmakla tehdit ediyor. Daha sonradan İzlanda’nın ilk başkanı olacak avukatı Sveinn Bjornsson sayesinde mücadele kazanılıyor ve şalele İzlanda halkına veriliyor.

*İzlandaca’da soyisimler “sson” ve “dóttir” ile bitiyor. Sson oğlu, dottir kızı demek. Örneğin  Sigríður Tómasdóttir; Sigríður Tómas’ın kızı. Sveinn Bjornsson; Sveinn Bjorn’un oğlu.

Gullfoss

Gullfoss

Buradan ayrılmak istemesek de hava kararmadan planımızdan sapmamak için Faxafoss’a geçiyoruz. Gullfoss’dan sonra gözümüze küçük gelen bir şelale. Heryeri görme isteğiyle dolaştığımız için burayı es geçmedik.

Faxafoss

Faxafoss

Faxafoss’dan sonra 6.500 yıllık geçmişi olan Kerið Krater Gölü’ne gidiyoruz. Buraya giriş paralı olup kişi başı 400 ISK (10 TL) Toprak sahiplerinin talepleri doğrultusunda gölün daha iyi korunabilmesi için giriş ücretli yapılmış. Güzel renklere sahip bu gölün ortasında bir platformda Björk’ün konser vermişliği de varmış.

Kerið Krater Gölü

Kerið Krater Gölü

Golden Circle rotasında bizim gitmediğimiz ama bize önerilen diğer yerler ise Laugarvatn, Reyholt ve Flúðir.

Güney İzlanda Rotası

Yaklaşık 800 km sürecek bu rota ile toplamda 15-16 saatinizi harcayabilirsiniz. Yolda ne kadar duracağınıza, ne kadar fotoğraf, video çekeceğinize bağlı olarak bu süre değişecektir. Yolculuğun sonunda en büyük hedeflerden biri olan Jökulsárlón buzul gölüne ulaşacak, şanslı iseniz kuzey ışıklarını gece karanlığında görebileceksiniz.

Güney İzlanda rotasının uzun bir yolculuk olacağını, dananın kuyruğunun bugün kopacağını söyleyerek güne başladıktan sonra ilk durağımız Gluggafoss şelalesi oldu. Gluggafoss küçük bir şelale de olsa insan izlemekten, olabildiğince yakınına gitmekten sıkılmıyor. Bu his diğer şelaler için de geçerliydi.

Gluggafoss

Gluggafoss

Gluggafoss’dan sonraki şelalemiz ise Seljalandsfoss. Bu şelale daha popüler bir şelale olup, arkasından fotoğraf çektirebilirsiniz. Aslında bu şelalenin yanında bir şelale daha var Gljufrafoss. Ulaşımı biraz daha zor olduğundan biz es geçiyoruz fakat onun da içine tırmanıp güzel fotoğraflar çekebilirsiniz.

Seljalandsfoss

Seljalandsfoss

Şelalelerden sonraki durağımız 2010 yılında Avrupa hava trafiğini kapatan meşhur yanardağ Eyjafjallajökull. Tabi ki yolda giderken ona yaklaşamıyorsunuz ancak 2010 yılında yanardağdan etkilenen tek çiftliğin önünden geçebiliyorsunuz. Yolunuzun üzerinde Eyjafjallajökull Visitor Center’de o günle ilgili kısa bir belgesel izleyebilirsiniz.

Eyjafjallajökull

Eyjafjallajökull

*Yanardağın patlaması İzlanda’da aslında bir şeyi etkilememiş. Sadece önünden geçeceğiniz çiftliği etklemiş onun dışında İzlanda içi hava trafiğine olumsuz bir etkisi olmamış.

*Eyjafjallajökull aslında üç kelimeden oluşuyor. Eyja fjalla jökull; ada dağ buzul.

Yanardağı da uzaktan fotoğrafladıktan sonra ara verdiğimiz şelalelere devam ediyoruz. Sıradaki ise 62 metre yüksekliği ile Skógafoss. Burası da oldukça popüler bir nokta. Fotoğraf çekilebilecek bir sürü yer var. Gücünüz varsa merdivenlerden yukarı çıkarak şelalenin tepesinden de fotoğraf çekebilirsiniz gerçekten yorucu olduğunu tekrar söylemek isteriz.

Skógafoss

Skógafoss

Skógafoss’dan sonraki durağımız Solheimasandur’daki uçak kazası kalıntısı. Yolun sağında ve solunda park etmiş arabalar ve kaza kalıtılarına doğru yürüyen insanları görebilirsiniz. Buraya ulaşmak için gidiş geliş toplam 7 km yürümeniz gerekecek. Bizim zamanımız kısıtlı olduğundan burayı pas geçerek dönüşümüze bıraktık. Gece dönerken zifiri karanlıkta yürüyerek kuzey ışıklarını görebileceğimizi planladık ve tahmin ettiğimiz gibi de oldu. Fotoğraf çekmeyi sevenler için ilginç kareler yakalanabilecek bir nokta.

Uçak kazasını da gördükten sonra dünyanın sonuna gelmiş olabileceğiniz duygusu yaratan Dyrhólaey’de manzarayı seyretmeye doyamadık. Önümüzde okyanus, arkamızda uzaklarda buzul dağlar, siyah kumlardan uçsuz bucaksız sahillerin olduğu harika bir yer. Dyrhólaey Feneri sanki insan yapımı tek cisim gibi orada duruyor olacak.15 Mayıs – 25 Haziran arası bu bölge puffin kuşlarının yaşama alanı olduğu için kapatılıyormuş.

Dyrhólaey

Dyrhólaey

Tepeden gördüğümüz uçsuz bucaksız siyah kumlardan oluşan kumsallara geçiyoruz;  Reynisfjara Beach. Burada bazalt kayalardan oluşmuş Reynisdrangar kayalıkları diğer bir ilginç oluşum. Okyanusun kıyısında olduğunuz için dikkatli olmalısınız hiç beklemediğiniz bir anda dalgalar gelebiliyor.

Reynisfjara Beach

Reynisfjara Beach

Hava kararmaya yaklaştığı için birkaç noktayı pas geçmek zorunda kaldık. Bunların arasında Svartifoss, Svinafellsjökull, Kirkjubæjarklaustur, Fjaðrárgljúfur,  Foss á síðu  vardı. Zaman sorunu olmayanlar buraları da mutlaka görmeli.

Reykjavik’den başladığımız yolculuğun sonunda Jökulsárlón buzul gölüne ulaşıyoruz. Buraya vardığımızda kendimizi kaybedip, saatlerce kalmak istedik. Havanın hafif kararmasıyla masalsı bir manzaraya büründü ortam ve zamanın nasıl geçtiğini anlayamadık. Aslında 80 yıllık bir geçmişi olan bu buzul göl, Breiðamerkurjökull ana buzulunun küresel ısınma sonucu yavaş yavaş erimeye başlaması ve okyanusla birleşmesi sonucu oluşmuş. Gölde zodiaclarla turlar düzenliyor. Dilerseniz katılabilirsiniz.

Jökulsárlón

Jökulsárlón

Blue Lagoon

Bu kadar yol gelmişken Blue Lagoon’e gitmeden olmazdı. Biletlerini online olarak alabileceğiniz Blue Lagoon’un saat yoğunluğuna göre fiyatı değişmekle beraber 40€’dan başlıyor. Yanınıza terlik, havlu ve iyi bir şampuan almayı unutmayın.  Suyun sıcaklığı yaklaşık 38 derece hava sıcaklığı ise biz gittiğimiz zaman 6 dereceydi ve oldukça rüzgarlıydı. 2 günün yorgunluğunu burada atabildik. Suya girerken saat, yüzük, kolye gibi altın ve gümüşleri çıkarmanız gerekiyor. Bunun yanında saçlarınızı suya sokmamanızı, mayo ve bikinilerinizi sabunla yıkamanızı öneririz. Eğer havalimanından buraya direk geldiyseniz veya buradan havalimanına geçeceksiniz girişte valizlerini kilitleyebileceğiniz dolaplar mevcut.

Blue Lagoon

Blue Lagoon

Midlina

İzlanda, Kuzey Amerika ve Avrupa kıtaları üzerinde yer alıyor. Her yıl 2.5 santim Kuzey Amerika ve Avrupa kıtaları birbirinden uzaklaşmaktadır. Midlina bu iki kıtayı birbirine bağlayan bir köprü olup köprüden yürüyerek kıtalar arası geçebilirsiniz. Blue Lagoon’a gideceğiniz gün buraya da 10 dakikada gidebilirsiniz. Burada çok zaman kaybetmeyeceğiniz için planlarınızda aksama olmayacaktır.

Midlina

Midlina

Kıtalararası Köprü

Kıtalararası Köprü

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *